(ANKARA) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, beyin göçüne dikkati çekerek, “Size kalan mirasın, bize kalandan daha iyi olması için mücadele ediyoruz. Yurdu terk etmek isteyen ya da terk eden arkadaşlarımıza sesleniyorum: Hakkınızdır ama geri gelin. Borçlu olduğunuz bir vatanınız, beraber düzeltmek zorunda olduğumuz bir memleketimiz var. Gidenlerin geri dönmesi, kalanların ise daha cazip şartlarda yaşaması için mücadele edeceğiz” ifadesini kullandı.
Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bilkent Üniversitesi’nde İnovasyon ve Araştırma Topluluğu’nun konuğu olarak gençlerin sorularını yanıtladı. Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
“Anahtar Parti’nin temel iddialarından biri, kurumlar devletini inşa etmektir. Kurumların ve kuralların ne yapacağının önceden bilindiği, öngörülebilir bir yönetim sunacağız. Bu öngörülebilirlik sayesinde, üniversiteye giren bir genç tercih ettiği bölümün kendisine ne kazandıracağını bilecek, mezun olduğunda kariyerini planlayabilecektir. Parlamenter sistemin yerine ikame edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bir insanın bu kadar kudretli olmasına ve devletin bir kişinin tasarruflarına açık hale gelmesine yol açmıştır. Türk milletini bu kadar hudutsuz ve kontrolsüz bir güç karşısında asla yalnız bırakamayız. Toplumun şahsiyet omurgası kırıldı; dalkavukluk kurumsallaştı, sadakat ödüllendirilirken liyakat yetim kaldı. Yanlış görülen şeye rızık endişesiyle itiraz edememek, haksızlığa karşı susmak ve yanlışı alkışlamak zorunda kalmak zincirleme bir şahsiyet bozulmasına yol açtı. Kariyerli insanların münasebetsizce yağcılık yaptığına, makam sahibi kişilerin suskun kaldığına şahit oluyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tüm milletin fıtratına, şahsiyetine kurulmuş bir pusudur. Şahsiyetini kaybetmiş bir milletin eline geçecek zenginliğin hiçbir faydası olmaz. Bu yüzden biz buna ‘şahsiyet siyaseti’ diyoruz. Bilek güreşi yaparcasına değerler ve kimlikler üzerinden kutuplaşmaya gerek yok; farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürmek zorundayız. Kendi gibi olmayana parmak sallayan bu siyasal alan milletimize yapılmış bir kötülüktür. Siyaseti normalleştirmeli, akademisyenin, esnafın ve memurun korkmadan doğruyu savunabileceği alanlar inşa etmeliyiz.
“MİLLETİMİZ DENEME TAHTASI DEĞİLDİR”
Milletimiz deneme tahtası değildir. Cumhurbaşkanımız, John Maynard Keynes’i mezarında ters çevirecek denemeler yaptı; ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ diyerek kumar oynadı. Siyasetçilerin deneme hakkı olabilir ancak biz artık bu kadar pahalı denemelere razı olamayacak kadar tükendik. Hedefimiz; 5 trilyon dolar gayrisafi milli hasıla 50 bin dolar kişi başı gelir ve cari açıktan kurtulmuş bir kalkınma perspektifidir. Dünyayla rekabet eden saygın üniversiteler, mezunlarının mezun olmadan kariyerinin önceden planlandığı bir üretim yapısı ve girişimciliğin merkezi olan bir Türkiye hayal ediyoruz. Gençlerimizin durumunu görüyoruz; beyin göçü ortada, gitmek için fırsat kollayanlar veya kalmak zorunda olanlar ortada. Size kalan mirasın, bize kalandan daha iyi olması için mücadele ediyoruz. Kaynaklar doğru yönetilemediği, eğitimden hukuka kadar her alan plansız bırakıldığı için bugün gençlerimiz ‘acaba gitsek mi?’ diye düşünüyor. Sizin bu öngörülemezliğinize son verecek ciddi bir envanter sayımına ve milli bir seferberlik duygusuna ihtiyacımız var.
Yurdu terk etmek isteyen ya da terk eden arkadaşlarımıza sesleniyorum: Hakkınızdır ama geri gelin. Borçlu olduğunuz bir vatanınız, beraber düzeltmek zorunda olduğumuz bir memleketimiz var. Gidenlerin geri dönmesi, kalanların ise daha cazip şartlarda yaşaması için mücadele edeceğiz. Doğru yönetmek için doğru ölçmek gerekir; ancak Türkiye İstatistik Kurumu ve Türk Standartları Enstitüsü gibi kurumlarımızın ölçü birimleri bozuldu. Hükümet kendini iyi hissetmek için rakamlarla oynuyor. Önce yanlışı göreceğiz, doğru ölçeceğiz, sonra düzelteceğiz.”


