(BALIKESİR) – Altınova’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yılı, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle ve etkinliklerle kutlandı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Bugün verimli topraklarıyla, üretimiyle, deniziyle, doğasıyla Kuzey Ege’nin en özel yerlerinden biri olan Altınova’ya baktığımızda, aslında yalnızca bugünü görmüyoruz. Bize bırakılmış çok büyük bir emaneti görüyoruz” dedi.
Altınova’ta düşman işgalinden kurtuluşun 104’üncü yılı coşkuyla kutlandı. Sabah resmi törenle başlayan kutlamalar gün boyunca devam etti.
Altınova Cumhuriyet Meydanı’ndaki törene; Ayvalık Kaymakamı Ömer Çimşit, Ayvalık İlçe Garnizon Komutanı Hüseyin Aydın, Başkan Ergin, ilçe protokolü, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerle sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, gaziler ve vatandaşlar katıldı.
Öğrencilerin halk oyunları gösterileri ve okunan şiirlerle kurtuluş coşkusu kentte doyasıya yaşandı. Geleneksel trap atışlarında dereceye giren ilk üç atıcıya da ödülleri verildi.
“14 EYLÜL SIRADAN BİR GÜN DEĞİL”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Atatürk büstüne yapılan çelenk sunumunun ardından günün anlamına ilişkin konuşan Ergin, 14 Eylül 1922 tarihinin Altınova için takvimde sıradan bir gün olmadığını belirterek, “O gün, yıllarca süren işgalin, yokluğun, acının ve mücadelenin ardından bu topraklarda yeniden özgürlük nefesi alınmıştır. Ama Altınova’nın hikayesi yalnızca 14 Eylül sabahında başlamadı. Bu hikaye, işgal yıllarında tarlasını bırakmayan, toprağından vazgeçmeyen, ailesini korurken memleketini de koruyan insanların hikayesidir” dedi.
Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca cephelerde kazanılmadığını hatırlatan Ergin sözlerine, şöyle devam etti:
“Bu savaş, milletin bütün varlığıyla verdiği büyük bir mücadeleydi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlayan bağımsızlık mücadelesi, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’la yeni bir aşamaya ulaştı. 30 Ağustos’ta kazanılan Büyük Zafer’in ardından Türk ordusu ve Kuva-yımilliyeciler, işgal altındaki Anadolu topraklarını birer birer özgürlüğüne kavuşturdu. 9 Eylül’de İzmir… Ve bundan yalnızca birkaç gün sonra, 14 Eylül’de Altınova… Ardından 15 Eylül’de Ayvalık… Böylece Kuzey Ege’de de işgalin izleri silindi. Ancak Altınova’nın bu mücadeledeki yeri, yalnızca kurtuluş gününün tarihiyle ölçülemez. Altınova, direnişin de üretimin de toprağa bağlılığın da kentidir. Kuva-yımilliye ruhunun bu topraklarda karşılığı vardır. Çünkü Altınovalı, en zor zamanlarda bile elindeki küçücük imkanı büyütmesini bilmiştir. Bugün verimli topraklarıyla, üretimiyle, deniziyle, doğasıyla Kuzey Ege’nin en özel yerlerinden biri olan Altınova’ya baktığımızda, aslında yalnızca bugünü görmüyoruz. Bir geçmişin emeğini görüyoruz. Bir kuşağın fedakarlığını görüyoruz. Bir halkın direnme gücünü görüyoruz. Ve bize bırakılmış çok büyük bir emaneti görüyoruz. Bu topraklar bize kolay bırakılmadı.
“ÜRETEN İNSANIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ”
Sırtında cephane taşıyan analarımızın, yıllarca dere tepe demeden mücadele eden Kuva-yımilliyecilerimizin, cephede canını veren askerlerimizin, evinde yoklukla mücadele eden insanlarımızın emeği ve fedakarlığıyla bugünlere geldik. Bize düşen, atalarımızdan aldığımız bu güzel beldeyi daha yaşanabilir, daha üretken, daha çağdaş ve daha güçlü bir geleceğe taşımaktır. Altınova’nın bereketli topraklarını koruyacağız. Doğamıza, denizimize, ormanımıza sahip çıkacağız. Üreten insanımızın yanında olacağız. Çocuklarımızın bu topraklarda umutla büyümesi için çalışacağız. Çünkü biliyoruz ki bir kenti yaşatmanın en güzel yolu, onun geçmişine saygı duyarken geleceğini birlikte kurmaktır. 104 yıl önce bu topraklarda yeniden özgürlük bayrağı dalgalandı. Bugün o bayrağın altında, aynı meydanda hep birlikteyiz. Aradan geçen 104 yıl bize bir şeyi çok açık gösterdi: Altınova, zor zamanlarda ayakta kalmasını bilen bir kenttir. Ve bizler, bu güzel kentin insanları olarak o iradeyi gelecek kuşaklara taşımaya devam edeceğiz.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını; Kuva-yı Milliye’nin yiğitlerini, cephede ve cephe gerisinde mücadele eden kadınlarımızı, bu topraklar için canını veren aziz şehitlerimizi saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyorum. Onların bize bıraktığı en büyük miras olan bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatacağımıza söz veriyoruz. Altınova’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yılı kutlu olsun. Bu güzel beldenin insanlarına sağlık, huzur, bereket ve birlik içinde nice yıllar diliyorum. 14 Eylül’ümüz kutlu olsun. Yaşasın Altınova! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!”



