(TBMM) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “mutlak butlan” tartışmalarına ilişkin, “Bu Türkiye’de çok partili siyasi rejimin bitmesi anlamına gelir. Dolayısıyla bu MHP’nin, diğer siyasi partilerin ve AKP’nin de sorunudur. Hepimizin siyaset yaptığı zemin demokratik, çok partili siyasi yaşamdır. Bizi sandıkta yenmeleri gerekiyor” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkenin derin bir yoksulluk sürecinden geçtiğini ve ekonomik göstergelerin “mızrağın çuvala sığmayacağı” kadar bozulduğunu ifade eden Emir, “İddia ettikleri, enflasyonu bitirecekleri ekonomik program tamamen çökmüştür. Duvara çarpmıştır. Tuz buz olmuştur. Mehmet Şimşek, ekonomi bürokrasisi çuvallamıştır. Sarayın ekonomi yönetimi çuvallamıştır. Dünkü enflasyon rakamlarıyla birlikte anladık ki artık Türkiye, dünyada çarpıcı bir biçimde en çok enflasyonu olan ilk üç ülkeden birisidir. Güney Sudan’da savaş var, Venezuela’da karışıklıklar var ve Türkiye aynı ligde” diye konuştu.
Nisan ayı enflasyonunun yüzde 4,18 olarak açıklandığını hatırlatan Emir, “100 ülkenin yıllık enflasyonundan daha fazla bizim aylık enflasyonumuz. Yıllığınız gelmiş yüzde 14 küsura, hedeflemişsiniz yüzde 16. Artık her ay binde iki enflasyon olursa hedefiniz tutacak. Yani bitmişsiniz” ifadelerini kullandı.
“Emekliye ayda 10 bin lira borçlanıyorsunuz”
Maaş artışlarının enflasyonun gerisinde kaldığını hesaplamalarla anlatan Emir, şöyle devam etti:
“Türkiye’de 2023 Mayıs ayında iktidara geldiklerinde enflasyona baktığınızda; bugün birikmiş enflasyon yüzde 216. Yani 100 liralık bir mal bugün 316 lira olmuş. Geldiklerinde en düşük emekli maaşı 10 bin liraymış. 3 kat olduğuna göre 30 bin lira olması lazım ama 20 bin lira. Bu iktidar emekliye ayda 10 bin lira borçlanıyor. Asgari ücret 11 bin 400 liraymış; enflasyon kadar zam verilseydi 34 bin küsur lira olması gerekirdi ama 28 bin lira. Yani her ay asgari ücretlimizin cebinden 6 bin lirayı çalıyorlar.”
“Mehmet Şimşek’in linkleri kopmuş, rakamlarla milletle alay ediyor”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in TRT’de yaptığı “eşelmobil sistemiyle 90 milyar liralık ÖTV’den feragat ettik” açıklamasını eleştiren Emir, şu ifadeleri kullandı:
“Mehmet Şimşek’in kablolar yanmış. Merkez Bankası’nın deyimiyle linkleri kopmuş. Diyor ki ‘mart ve nisan aylarında bu eşelmobil sistemi dolayısıyla ÖTV’yi sübvanse ettik. Alacağımız ÖTV’den vazgeçtik. Dolayısıyla da biz bunu yapmasaydık ‘yaklaşık 90 milyar liralık bir kaynak ayırdık’. Sayın Bakan, mart ayında ÖTV’den vazgeçtiğiniz miktar 8 milyar lira. Nisan’da olsun 12 olsun. Topla 20 milyar. Nereden çıktı bu 90 milyar? Birileri ya Sayın Bakan’la alay ediyorlar ya da Sayın Bakan bu milletle alay ediyor. Gerçeklikten kopmuş, rakamlardan kopmuş bir süreç yaşıyoruz.
Ama tuzla buz olmuş bir ekonomi yönetimi ve ekonomik model. Türkiye’nin bununla daha fazla gitmesi mümkün değil. Seçime gidecekler, sıkıştılar. Savaş koşulları da üstüne bindi. Seçim ekonomisi yapacaklar, para yok. Para bulmak lazım. Para getirmek lazım. Doğrudan yatırım sıfır seviyesine ulaşmış durumda. Niye? Adalet olmayan, hukuk olmayan bir ülkeye dış yatırım, doğrudan yatırım gelip fabrika kurar mı?”
“Kara para babalarının çamaşır makinesine çevirdiniz”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecek varlık barışı düzenlemesine değinen Emir, Türkiye’nin suç şebekelerinin para aklama ülkesine çevrildiğini öne sürdü. Emir, “Silah ticareti, uyuşturucu baronlarının kazançları, sanal bahisler… ‘Ben senin paranın kaynağını sormayacağım, devlet bonolarına yatırırsan vergi de almayacağım’ diyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni bu suç örgütlerinin, kara para babalarının çamaşır makinesine çevirdiniz. Kimlerin kaç milyar dolar getirdiğini söyleyemeyen bir iktidar var. Yoksa bu paralar sizin paralarınız mı?” dedi.
Suudi Arabistan ile enerji anlaşmasına “modern kapitülasyon” tepkisi
Suudi Arabistan ile Sivas ve Karaman’da kurulacak güneş enerjisi santralleri için yapılan anlaşmayı “ihanet” olarak nitelendiren Emir, şöyle konuştu:
“Arazi hibe edilecek, her türlü mülkiyet sorunu TEİAŞ tarafından giderilecek. Arsa tertemiz teslim edilecek. Teknoloji transferi yok, çalışanlar yabancı olabilecek, tahkim yetkili olacak. Türkiye Cumhuriyeti 49 yıllığına bu araziyi kiralayacak ve 30 yıl boyunca avro üzerinden alım garantisi verecek. Türkiye’nin toprağını, güneşini Suudi Arabistanlıya peşkeş çekecek. Bunun adı modern kapitülasyondur ve bunun hesabı eninde sonunda sorulur.
Bütün bunlar aslında bir şekilde iktidara gelmiş, emperyalistlere boyun eğmiş, Amerika’nın sözünden çıkmayan, Trump’tan meşruiyet alan ve bütün siyasi gelenekleri boyunca da “Ey Amerika” dedikleri ama Amerika’yla karşı karşıya gelince sessiz ve ezik kaldıkları siyasi yolun sonunda geldikleri yerdir. Bir de dimdik duranlar, emperyalizme karşı çıkanlar, Mustafa Kemal’in yolundan gidenler, ‘Tam bağımsız Türkiye’ diye direnenler var. Bizim geleneğimizde Deniz Gezmişler var, Yusuf Aslanlar var, Hüseyin İnanlar var. Onlar 6 Mayıs sabahında darağacında can verdiler. Suçları tam bağımsız Türkiye demekti, Kürt ve Türk halklarının kardeşliği demekti, Mustafa Kemal yürüyüşü yapmaktı. Ama onlar Mustafa Kemal yürüyüşü yapıp onun kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti bağımsız kalsın diye mücadele ederken Mustafa Kemal devrimlerini içine sindiremeyenler, Kadir Mısıroğlu’nun yolundan gidenler, ‘Yunan kazansaydı’ diyenler, dün Kadir Mısıroğlu’nun ölüm yıl dönümü diye gözyaşı döktüler.”
Devlet Bahçeli’nin çıkışı ve “Milletle buluşma” yanıtı
Bir gazetecinin, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için ‘barış süreci koordinatörlüğü’ önerisini siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu talep CHP’de nasıl yankı buldu?” sorusunu cevaplayan Emir, “Biz komisyon sürecinde de, komisyona otururken de, raporumuzu yazarken de ve bugün de, ‘Komisyon raporu rafta kalmasın, sözde kalmasın, gelin hem barışı sağlayacak hem de demokratikleşmeyi sağlayacak adımları hep birlikte atalım’ derken tutarlılık içerisindeyiz. Türkiye’nin bu sorunlarının aşılması gerektiği noktasında durduğumuz yerde duruyoruz” ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “CHP milletle buluşmayı tercih etsin” sözleri hatırlatılan Emir, “CHP, 19 Mart darbe sürecinden beri milletle iç içe, milletiyle beraber, milli iradeye saygı duyulsun diye eylemler yapan partidir. Milletle buluşma önerisi için kendisine teşekkür ederiz ama biz bunu zaten yapıyoruz. Bu hafta sonu da sahada olacağız. Bu karanlığı nasıl yırtacağımızı konuşacağız” karşılığını verdi.
MHP Genel Başkanı Feti Yıldız’ın CHP’nin “mutlak butlan” davasına ilişkin açıklaması da sorulan Emir, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Artık Türkiye’de yargının bağımsız olmadığı, yargının sarayın talimatı ile iş gördüğü konusunda en ufak bir tereddüt yok. AKP’li yazarlar, yandaş medya, Cumhur İttifakı’nın parçaları… ‘Kimse hakimler bağımsız karar verecekler, ona göre hukuk tecelli edecek’ demiyor. Herkes ‘Hangi karar verilirse hangi sonuç doğar, dolayısıyla saray nasıl bir yol izlemeli?’ diye konuşuyor. Yani beyefendiye gidip ‘Ya şu CHP’yi parçalasak, bölsek, operasyon yapsak ne iyi olur’ diyenler var. Bir de, ‘Yapmayalım, bu bütün sistemi çökertir, biz de bunun altında kalırız, Türkiye demokrasisi bunun altında kalır’ diyen siyaset bilen kadrolar var diye konuşuluyor. Ama kimse mahkemenin bağımsız karar vereceğini zaten söylemiyor. Dolayısıyla Türkiye’de yargı birazcık bağımsız olsaydı böyle bir dava zaten olmazdı.
Türkiye, çok partili siyasi rejime geçmiş ve 75 yıldır da bunu uygulayan, kırık dökük demokrasisini onarmaya çalışan ama demokrasiyi mutlaka yaşama geçirmesi gereken bir ülke. Bütün sorunlarımızın altında demokrasi ve adalet açığımız yatıyor. Dolayısıyla çok partili siyasi yaşamı böylesine bitirecek, iktidar partisinin yenemeyeceği birinci partiye, ‘Ben bunların başkanlarını, yönetimini değiştireyim de daha önceden daha kolay yendiğim kadrolar gelsin, bunun üzerinden yarış yapmış gibi olalım, iktidarımıza sahip çıkalım’ diyorsa, bu Türkiye’de çok partili siyasi rejimin bitmesi anlamına gelir. Dolayısıyla bu MHP’nin de sorunudur, diğer siyasi partilerin de sorunudur, AKP’nin de sorunudur. Hepimizin siyaset yaptığı zemin demokratik, çok partili siyasi yaşamdır. Dolayısıyla bizi sandıkta yenmeleri gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin delegelerle seçilmiş yönetimini yenmeleri gerekiyor.”




