(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda ceza infaz kurumlarındaki ihlallerin araştırılmasına ilişkin DEM Parti’nin Meclis araştırma önergesi görüşüldü; önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Önergeye ilişkin konuşan DEM Partili Kamuran Tanhan, “Devlet, insanları üst üste yığmış, sağlıksız, insan onuruna aykırı ve güvencesiz koşullarda mahpus etmeye devam ediyor” dedi.
TBMM Genel Kurulu, fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin devam edilmesi için Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da kanun teklifinin 17 ila 31’inci maddelerini kapsayan ikinci bölümü görüşülecek. Görüşmeler öncesinde siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.
DEM Parti, ceza infaz kurumlarında yaşanan ihlallerin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Meclis araştırma önergesi verdi.
Önerinin gerekçesini DEM Parti Grubu adına Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan sundu. Tanhan, cezaevlerinde her gün ölüm, şüpheli ölüm veya intihar haberleriyle karşılaşıldığını belirterek, “yaşam hakkını doğrudan tehdit eden, insanları duvarların arkasında öldüren ağır bir infaz rejimi” bulunduğunu ifade etti.
“Çözüm insan onuruna aykırı yeni cezaevlerini yapmak değil, insan onuruna uygun cezaevleri ve hukuk sistemi oluşturmaktır”
Adalet Bakanlığı verilerine göre kapasitesi 304 bin olan cezaevlerinde Mart 2026 itibarıyla 412 bini aşkın kişi bulunduğunu aktaran Tanhan, “Devlet, insanları üst üste yığmış, sağlıksız, insan onuruna aykırı ve güvencesiz koşullarda mahpus etmeye devam ediyor. Her zaman ifade ettiğimiz gibi çözüm, daha fazla beton dökmek değil, daha fazla duvar örmek değil, insan onuruna aykırı yeni cezaevlerini yapmak değil, insan onuruna uygun cezaevleri ve hukuk sistemi oluşturmaktır. Türkiye’de bir hukuk sistemi olmadığı için cezaevleri dolup taşıyor. Bu da Türkiye’nin ihtiyacı olan toplumsal barışı büyütmüyor, aksine küçültüyor” dedi.
Cezaevlerine ilişkin veriler paylaşan Tanhan, 2018-2023 yılları arasında 2 bin 258 mahpusun yaşamını yitirdiğini, son bir buçuk yılda bu sayının arttığını ve 2024 yılında en az 68 tutuklu ve hükümlünün intihar kaydıyla yaşamını yitirdiğini aktardı. Adalet Bakanlığı’na yöneltilen sorulara verilen “her şey hukuka uygun” yanıtlarını hatırlatan Tanhan, cezaevlerinin ülkenin aynası olduğunu belirterek, işkence, kötü muamele ve ölümlerin toplumda da karşılığı olduğunu söyledi. Tanhan, ölümlerin tecrit, sağlık hizmetlerine erişim engelleri, sevk uygulamaları, kelepçeli muayene dayatması, yetersiz psikososyal destek, disiplin cezaları ve denetim eksiklikleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Durmadan ölüm üreten düzenin en ağır başlıklarından biri de ağırlaştırılmış müebbet hapis infazlardır”
Y ve S tipi cezaevlerine de değinen Tanhan, bu yapıları tecridi merkezileştiren, insanı yalnızlaştıran ve yaşamla bağını zayıflatan düzenler olarak tanımladı. Tanhan, “Tecridi gündelik hayatın olağan merkezine yerleştiren bu yapılar tek kişilik odalarda, dar havalandırmalarda, sınırlı ortak alanlarda, sınırlı sosyal temaslarla sürekli gözetimle insanı yalnızlaştıran, ruhsal olarak tüketen, yaşamla bağını zayıflatan ağır bir kapatma düzeni olarak işlemeye devam ediyor. Üstelik bu koşullar hükümlülerle sınırlı değil, henüz yargılaması süren tutuklular da aynı ağır rejimin içine alınıyor yani ceza henüz kesinleşmeden, mahkeme kararından önce bu fiilen başlamaya devam ediyor. İnsanlar daha fazla yargılanırken en ağır kapatma rejimiyle yüz yüze bırakılıyor, masumiyet karinesi diye bir şey söz konusu değil bu ülkede. Bu durmadan ölüm üreten düzenin en ağır başlıklarından biri de ağırlaştırılmış müebbet hapis infazlardır” diye konuştu.
Tanhan, “Cezaevlerinde yaşanan her ölüm, her intihar, her şüpheli ölüm bu tecrit siyasetinin, bu cezasız ve denetimsiz kapatma rejiminin doğal sonucudur. Biz bu düzenin, bu ağır sessizliğinin, bu örgütlü ihmaller zincirinin Meclis tarafından araştırılmasını talep ediyoruz. Araştırılmazsa İran’daki idamlardan hiçbir farkı kalmayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, önge üzerine konuştu. Tanrıkulu, konuşmasında BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in Gaziantep’te tutuklu bulunduğunu belirterek, cezaevlerindeki koşullara ilişkin bir mektubu aktardı. Tanrıkulu, Türkmen’in koğuşunda 60 yaşına yakın Mehmet Çıtlak adlı tutuklunun sağlık durumuna ilişkin ifadelerini okuyarak, bu kişinin cezaevine girdiğinde sağlıklı olduğunu ancak son kırk gün içinde yatalak hale geldiğini, defalarca revire çıkarıldığını, hastaneye sevk sürecinin geciktiğini ve ciddi kilo kaybı yaşadığını aktardı. İlaçların uzun süre temin edilmediğini ve sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar yaşandığını ifade etti. Cezaevi idaresine ve savcılığa bilgi verilmesine rağmen durumun değişmediğini belirten Tanrıkulu, anlatılanların ardından sendika başkanının bu durumu kamuoyu ile paylaştığını söyledi. Diyarbakır Barosu’nun Diyarbakır Çocuk Cezaevi ile ilgili hazırladığı 77 sayfalık rapora da değinen Tanrıkulu, cezaevlerindeki uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Hükümlü ve tutuklular devletimize emanet edilmiş birer candır”
AK Parti Grubu adına konuşan Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların sağlık hizmetlerine erişimine ilişkin konuştu. “Hükümlü ve tutuklular devletimize emanet edilmiş birer candır” diyen Yurdunuseven, Adalet Bakanlığı koordinasyonunda cezaevlerindeki sağlık hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı ile birlikte yürütüldüğünü belirterek, hükümlü ve tutukluların tedavi, rehabilitasyon ve sağlık hizmetlerinden yararlandırıldığını ifade etti. Ani rahatsızlık durumlarında 112 Acil Servis’in devreye girdiğini söyleyen Yurdunuseven, ceza infaz kurumlarında hastane sevklerini azaltmak amacıyla semt poliklinikleri oluşturulduğunu aktardı. Cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişimi hızlandırmak için “Akıllı Cezaevi Projesi (ACEP)” kapsamında e-doktor görüntülü muayene uygulamasının kullanıldığını belirten Yurdunuseven, bu sistemin aktif şekilde işlediğini ifade etti. Yurdunuseven, hükümlü ve tutukluların devlete emanet olduğunu vurgulayarak, ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi görüş ve sosyal konum ayrımı yapılmaksızın tüm sağlık hizmetlerinin mevzuat çerçevesinde sağlandığını söyledi.
DEM Parti’nin önergesi AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.




