Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) – İBB Davası’nın 89’uncu gününde, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık Yakup Öner savunma yaptı. Öner’in çapraz sorgusuna yarın devam edilecek.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davanın bugünkü duruşmasında, tutuksuz yargılanan sanıklar savunma yapmaya devam etti. Bugün savunma yapan son isim ise etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen Yakup Öner oldu. Öner, 20 yıldır İBB bünyesinde harita mühendisliği yapıyordu.
“ÖZEL VASIFLI ÖRGÜT ÜYESİ NİTELENDİRMESİNİ KABUL ETMİYORUM”
Öner, hakkındaki “özel vasıflı örgüt üyesi” nitelendirmesini reddetti. Öner, herhangi bir icrai karar alma veya talimat verme yetkisinin bulunmadığını savunarak, “Ben karar veren bir makamda değildim. İcrai yetkim bulunmadığı gibi herhangi bir kişiye talimat verme veya idari işlem tesis etme yetkim de yoktu” dedi.
Öner, İBB’de resmi amiri dışında kimseden talimat almadığını, yönetim toplantılarına katılmadığını ve karar mekanizmalarında bulunmadığını söyledi. Belediyedeki bazı isimlerin farklı yetki alanlarında çalıştıklarını anlatan Öner, kendisinin ise bu yapının içerisinde bulunmadığını savundu.
“İHALE BEDELİ ÜZERİNDEN YÜZDE 7-10 ORANINDA PAY TALEP EDİLDİĞİNİ FİRMA SAHİPLERİNDEN ÖĞRENDİM”
Öner, bazı ihale süreçlerinde firmalardan pay istendiğini firma sahiplerinden duyduğunu öne sürerek, “İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini bazı firma sahiplerinin kendilerinden öğrendim. Ancak ben bu işlerin içerisinde de yer almadım” dedi.
Seçim döneminde de belediyeye iş yapan bazı firmalardan kart veya nakit talep edildiğini öğrendiğini öne süren Öner, para işlerinin takibinin Fatih Keleş tarafından yürütüldüğünü düşündüğünü söyledi. Öner, bu anlatımının doğrudan tanıklığa değil, kendisine aktarılan bilgilere dayandığını da belirtti.
Gülaylar’a ilişkin suçlamalara da yanıt veren Öner, süreçte herhangi bir nakit talebinde bulunmadığını savundu. Öner, “Benim Gülaylarla yapmış olduğum görüşmelerde herhangi bir nakit durumu, nakit konuşulması durumu kesinlikle söz konusu olmadı. Buradaki mesele tamamen otopark yapımına ilişkin bir husustan ibaretti” dedi.
Öner, otoparkın yaklaşık maliyetinin 22 milyon dolar olarak iletildiğini, bu rakamın Gülaylar’ın maliyeti sorması üzerine söylendiğini savundu.
HAKİM ÖNER’İN ÖNCEKİ İFADESİNİ HATIRLATTI
Mahkeme Başkanı, Öner’e etkin pişmanlık kapsamında verdiği önceki ifadelerini hatırlattı. Öner, 23 Haziran, 17 Temmuz, 28 Temmuz, 19 Ağustos ve 9 Ekim 2025 tarihlerinde verdiği ifadelerin doğru olduğunu belirterek, “Beyanlarımın arkasındayım” dedi.
Hakim, Gülaylar’a ilişkin önceki ifadesinde, yaklaşık 22 milyon dolarlık maliyetin kabul edilmemesi üzerine durumu İmamoğlu’na aktardığını ve İmamoğlu’nun, “Bir şey vermeden bu imarı alamazlar” dediği yönündeki beyanını hatırlattı. Öner, “Doğrudur” yanıtını verdi. Hakimin, daha sonra yaklaşık 5 bin metrekare net konut alanının İBB’ye bırakılmasını öngören şartlı bağış protokolü imzalandığını hatırlatması üzerine de Öner, “Doğrudur efendim” dedi.
VANİKÖY İÇİN “700-800 BİN DOLAR” İDDİASINA YANIT: TALEBİMİZ PARA DEĞİL, KREŞTİ
Vaniköy’deki yapıya ilişkin suçlamalara da yanıt veren Öner, Cüneyt Yakut’tan nakit para talep etmediğini, görüşmelerinde gündeme gelen 700-800 bin doların büyük bir kreşin yaklaşık maliyeti olduğunu savundu.
Öner, kreş talebinin ruhsat verilmesinin karşılığı olmadığını belirterek, “Bizim buradaki kreş talebimiz yasal olan hakkın verilmesine ilişkin bir talep değildi” dedi. Daha sonra kreş yaptırılması yönündeki talebin nakit menfaat talebine dönüştüğünü duyduğunu ancak paranın kimden, nasıl ve kime verildiğine ilişkin doğrudan bilgisinin bulunmadığını söyledi.
Hakimin, “Hukuki bir kreş talebi ise nakde nasıl dönüşmüş o zaman?” sorusuna Öner, “Onu bilmiyorum efendim. Onun detaylarını ben bilmiyorum” yanıtını verdi. Öner, bu yöndeki bilgisinin Boğaziçi çevresinde konuşulanlardan kaynaklanan genel bir duyum olduğunu söyledi.
“CÜNEYT YAKUT’UN İDDİA ETTİĞİ 150 BİN DOLARI NE GÖRDÜM NE TESLİM ALDIM”
Cüneyt Yakut’un para tahsilatı için kendisini Süleyman Atik’e yönlendirdiği yönündeki anlatımını da reddeden Öner, “Cüneyt Yakut’a veya onun aracılığıyla herhangi bir kişiye para tahsilatı amacıyla bir telefon numarası kesinlikle vermedim” dedi.
Öner, “Cüneyt Yakut’un iddia ettiği 150 bin doları ne gördüm, ne teslim aldım, ne de herhangi bir kişiye o paranın verilmesi yönünde bir talimat verdim” diye konuştu.
“KART TALEBİNDE ASLA BULUNMADIM”
Öner, Seyfettin Taştan’dan 10 bin alışveriş kartı istediği yönündeki iddiayı da reddetti. Taştan’ın randevusuz biçimde odasına geldiğini ve işletmesindeki mevzuata aykırı yapılaşma konusunda yardım istediğini anlatan Öner, kendisine aykırılıkların giderilmesi gerektiğini söylediğini savundu.
Öner, “Kart talebinde asla bulunmadım” diyerek, kart bağışından daha sonra Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun kendisine bilgi vermesi üzerine haberdar olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme Başkanı’nın, Taştan’ın “Yakup Öner beni Bakırköy’e davet etti, 10 bin kart talebinde bulundu” şeklindeki anlatımını hatırlatması üzerine Öner, “Böyle bir şey yok” ve “Tamamen yalan” ifadelerini kullandı.
Reina’ya ilişkin eylem yönünden de Öner, İmamoğlu’nun kendisine, ilgili firmanın İBB’den raylı sistemler nedeniyle alacaklı olduğu tutarın 10 milyon dolarlık bölümünden feragat etmesi yönünde talepte bulunulmasını söylediğini anlattı.
Öner, Doğuş Grubu yöneticisi Hüsnü Akay ile bir kez görüştüğünü ve yaklaşık 10 milyon dolarlık alacaktan feragat önerisini ilettiğini belirterek, bunun “kamu faydasına” yönelik olduğunu savundu. Daha sonraki sürece dahil olmadığını söyledi.
Torunlar’a ilişkin suçlamada ise Öner, firmanın ruhsat yenileme talebinin hukuka uygun olduğunu İmamoğlu’na raporladığını, bunun üzerine İmamoğlu’nun kendisinden firmaya bir yurt yaptırılması talebini iletmesini istediğini söyledi. Öner, yurdun yaklaşık maliyetinin 10 milyon dolar olduğunu öğrendiğini belirtti.
Öner, şirketin ilk aşamada talebi kabul etmediğini, buna rağmen ruhsatın koşulsuz şekilde verildiğini; daha sonra firmanın kendi isteğiyle bağış yapmayı kabul ettiğini savundu. Öner, bağışın ruhsatın “ön koşulu, karşılığı veya şartı” olmadığını söyledi.
ÖNER: BOĞAZİÇİ’YLE İLGİLİ BAĞIŞ TALEPLERİNİ İMAMOĞLU İLE TEMASIM DOĞRULTUSUNDA YÜRÜTTÜK
Savunmasının ilgili bölümünün sonunda Öner, Boğaziçi’ndeki işlemlerde dönemin Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu’nun rolüne ilişkin de açıklama yaptı. Öner, Çaça dosyası dışında Karaoğlu’nun söz konusu eylemlerde doğrudan yer almadığını savunarak, “Biz buradaki eylemleri, bu bağış taleplerini tamamen Ekrem İmamoğlu’nun benimle olan teması doğrultusunda yürüttüğümüz bir işlemdir” dedi.
Öner’in çapraz sorgusuna yarın devam edilecek.




