(ANKARA) – Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Karma Parlamento Komisyonu’nun (KPK) 82’nci toplantısı Ankara’da başladı. KPK Eş Başkanı Emmanouil Kefalogiannis, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının uluslararası deniz hukukuna uygun olmadığını savunan AB açıklamasını gündeme getirdi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ise “Burada egemen iki devlet arasında imzalanmış ve onaylanmış bir anlaşma söz konusudur. Türkiye, bu meseleye ilişkin yapıcı bir yaklaşım sergilemeye hazırdır” yanıtını verdi.
Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu’nun 82’nci toplantısı Ankara düzenlendi. Toplantının açılış konuşmalarını Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanları İsmail Emrah Karayel ile Emmanouil Kefalogiannis yaptı. Karayel, parlamentolar arası diyaloğun Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi açısından önemine dikkati çekti.
KARAYEL: “TÜRKİYE’NİN AB’NİN GÜVENLİK VE SAVUNMA PROJELERİNE DAHİL EDİLMESİ AB’NİN GÜVENLİĞİNE KATKI SAĞLAYACAKTIR”
Türkiye’nin savunma sanayisindeki kapasitesinin AB ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde olduğunu belirten Karayel, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenlik ve savunma projelerine dahil edilmesinin AB’nin güvenliğine katkı sağlayacağını ifade etti. Karadeniz’deki güvenlik risklerine de değinen Karayel, Rusya-Ukrayna savaşının bölgesel istikrarı ve küresel gıda güvenliğini tehdit ettiğini, Türkiye’nin yeni bir “tahıl koridoru” anlaşması için diplomatik temaslarını sürdürdüğünü söyledi.
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karayel, PKK’nın fesih ve silah bırakma kararının ardından terörle mücadelede AB ile iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Karayel, AB’nin PKK’nın terör örgütleri listesinden çıkarılmasına yönelik taleplere itibar etmemesini istedi.
Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendiren Karayel, uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiğini belirtti. İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşa da değinen Karayel, Türkiye’nin diplomatik çözüm için temaslarını sürdürdüğünü, ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Karayel, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni müzakere fasıllarının açılması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanmasının önemini vurgulayarak, KPK toplantılarının Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine katkı sunmasını temenni etti.
İkinci konu ise Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ortak açıklamasıdır. Bu açıklamadan alıntı yapmak istiyorum: ‘Libya Parlamentosu’nun, Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin sözde Libya-Türkiye Mutabakat Muhtırası’nı onaylamasından derin üzüntü duyuyoruz. Avrupa Birliği’nin bu konudaki tutumu, 2019 yılında Avrupa Birliği Konseyi tarafından açıkça ortaya konulmuştur ve değişmemiştir. Bu anlaşma, Deniz Hukuku’na uygun değildir. Üye devletlerimizle dayanışmamızı bir kez daha teyit ediyoruz. Avrupa Birliği’nin Libya’ya yönelik her türlü dış müdahaleye karşı bilinen tutumunu yineliyoruz.’
Bu açıklama, geçen hafta Strazburg’da gerçekleştirilen delegasyon toplantımızda, Avrupa Parlamentosu üyelerimiz tarafından oy birliğiyle ortak açıklama olarak kabul edildi. Delegasyonumuza gelince, Karma Parlamento Komisyonu toplantımıza beş üyemiz katılıyor. Türk meslektaşlarımızla verimli bir görüş alışverişinde bulunabileceğimizi umuyorum.”
İRLANDA ANKARA BÜYÜKELÇİSİ BROSNAN: “ZORLUKLARLA MÜCADELE ETMEK İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞMALIYIZ”
Açılış konuşmalarının ardından toplantının birinci oturumu açıldı. Oturumda İrlanda Ankara Büyükelçisi Clare Brosnan, ülkesinin temmuz-aralık döneminde yürüttüğü AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nın önceliklerinin rekabet gücü, değerler ve güvenlik olduğunu belirtti. Brosnan, bu üç alanda Türkiye ile temas ve iş birliğini sürdürdüklerini ifade etti. Avrupa’nın ekonomik büyümeyi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini vurgulayan Brosnan, AB’nin Tek Pazar Yol Haritası kapsamında mevzuatın sadeleştirilmesi, ticari ilişkilerin güçlendirilmesi, enerji dönüşümü, dijital ekonomi ve sağlık alanındaki yeniliklere öncelik verdiklerini söyledi.
AB’nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve eşitlik ilkeleri üzerine kurulduğunu belirten Brosnan, Ukrayna’ya destek, AB’nin genişlemesi, demokratik dayanıklılık ve insan haklarının korunmasının dönem başkanlığının temel gündemleri arasında bulunduğunu kaydetti. Güvenlik alanında Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar ile siber ve hibrit tehditlere dikkati çeken Brosnan, “Bu zorluklarla mücadele etmek için birlikte çalışmalıyız” dedi. Avrupa’nın savunma kapasitesini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Brosnan, İrlanda’nın AB Dönem Başkanlığı boyunca Avrupa’nın güvenlik ve savunmasını güçlendirecek adımları destekleyeceğini ifade etti. Brosnan, İrlanda’nın AB Dönem Başkanlığı’nın “Birlikten Doğan Güç” sloganına işaret ederek, Türkiye ile AB arasındaki diyalog ve iş birliğinin güçlenmesini temenni etti.
AB TÜRKİYE DELEGASYONU BAŞKANI ORAV: “ÖNCELİKLİ GÖREVİMİZ DİYALOG KAPISINI AÇIK TUTMAKTIR”
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyülelçi Aivo Orav da iki yıllık aranın ardından komisyonun yeniden toplanmasından memnuniyet duyduğunu belirterek, Türkiye ile AB arasında parlamenter diyaloğun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Orav, “Diplomatlar olarak bizim öncelikli görevimiz, her şeyden önce diyalog kapısını açık tutmaktır” dedi. Türkiye-AB ilişkilerinde son dönemde üst düzey temasların yoğunlaştığını belirten Orav, geçtiğimiz yıl cumhurbaşkanları düzeyinde iki görüşme gerçekleştirildiğini, ticaret alanında üst düzey diyalog toplantısı yapıldığını, göç, tarım ve enerji alanlarında da yeni toplantıların planlandığını söyledi.
AB’nin Türkiye’deki hızlı tren hattına 275 milyon avroluk hibe sağladığını aktaran Orav, bunun AB’nin bir aday ülkeye bugüne kadar verdiği en büyük hibe olduğunu belirtti. Orav, yeni demir yolu hattıyla İstanbul ile sınır arasındaki seyahat süresinin 4 saatten yaklaşık 1,5 saate düşeceğini, projenin Türkiye ile Avrupa arasındaki ticari ve ekonomik bağlantıları güçlendireceğini ifade etti.
Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Orav, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarının uygulanması dahil olmak üzere Türkiye ile yakın iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Göç konusunda Türkiye ile AB’nin uzun yıllardır iş birliği yaptığını belirten Orav, istikrarlı ve müreffeh bir Suriye’nin desteklenmesi ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönerek yeniden inşa sürecine katılmalarının sağlanmasının ortak hedef olduğunu söyledi.
Orav, toplantıda dış politika, göç, yapay zeka, ekonomik ilişkiler, ifade özgürlüğü, insan hakları, hukukun üstünlüğü, kadın ve azınlık hakları ile yabancı düşmanlığı ve İslamofobi gibi konuların ele alınacağını belirterek, görüşmelerin Türkiye-AB ilişkilerine katkı sağlamasını temenni etti.
Türkiye’nin AB üyeliğine yönelik stratejik kararlılığının sürdüğünü belirten Bozay, iki tarafın ilişkileri güçlendirmek ve karşılıklı güveni yeniden tesis etmek için çaba gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin 86 milyonluk nüfusuyla Avrupa açısından önemli bir ülke olduğunu kaydeden Bozay, AB’nin genişleme politikası ve tek pazarını güçlendirme çalışmalarında Türkiye’nin konumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasına ilişkin de konuşan Bozay, “Burada egemen iki devlet arasında imzalanmış ve onaylanmış bir anlaşma söz konusudur. Türkiye, bu meseleye ilişkin yapıcı bir yaklaşım sergilemeye hazırdır. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi ile bu konularda diyaloğun sürdürülmesi önem taşımaktadır” dedi.
Ticari ilişkilerde karşılıklılık, adalet ve eşit fırsatların esas alınması gerektiğini vurgulayan Bozay, AB’nin kendi ekonomik çıkarlarını korurken diğer ülkelerin benzer fırsatlardan yararlanmasını engelleyen bir yaklaşım benimsememesi gerektiğini ifade etti. Bozay, AB’nin Küresel Geçit girişimi ve Çok Yıllı Mali Çerçeve kapsamındaki proje ve programlarının Türkiye-AB iş birliğini geliştirmek açısından önem taşıdığını belirtti.




